Dakikalar İçinde Doğru Tedavi!
Antibiyotik Direncine Türk Bilim İnsanlarından “Işıltılı” Çözüm: Dakikalar İçinde Doğru Tedavi!
Modern tıbbın en büyük kabuslarından biri olan antibiyotik direnci, artık sadece geleceğin değil, bugünün sessiz pandemisi olarak kabul ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verileri, her yıl 1,27 milyon insanın doğrudan bu direnç nedeniyle hayatını kaybettiğini ortaya koyuyor. Ancak bu küresel krize karşı umut verici haber, Türkiye’nin bilim başkentlerinden biri olan Acıbadem Üniversitesi’nden geldi.
Bilim insanları, “deneme-yanılma” yöntemini tarihe gömecek, bakterilerin hangi ilaca teslim olacağını dakikalar içinde belirleyen “ışık saçan” bir teknoloji geliştirdi.
Bir enfeksiyon durumunda hekimlerin en büyük zorluğu, hangi bakterinin hangi ilaca duyarlı olduğunu anlamaktır. Mevcut klasik yöntemlerde, hastadan alınan örneğin laboratuvarda çoğaltılması ve ilaca tepkisinin gözlemlenmesi en az 24 saat, bazen 48 saat sürmektedir.
Bu kritik bekleme süresinde hastaya mecburen “geniş spektrumlu” (genel) antibiyotikler verilir. Eğer bu ilaç hedef bakteriyi öldürmezse:
Hastanın durumu ağırlaşır (Sepsis riski artar).
Bakteri, maruz kaldığı ilacı tanıyarak ona karşı savunma mekanizması (direnç) geliştirir.
Acıbadem Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tanıl Kocagöz ve Prof. Dr. Özge Can önderliğinde, Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde (Bio-T Biyoteknoloji) geliştirilen sistem, biyolojiyi fiziksel bir sinyalle birleştiriyor.
Geliştirilen Hızlı Antibiyotik Duyarlılık Testi, bakterinin yaşam döngüsünü moleküler düzeyde takip ediyor:
Özel Floresan Boya: Sistemin kalbinde, bakterinin hücresi canlıyken içeri giremeyen özel bir moleküler boya yer alıyor.
Hücre Zarı Geçirgenliği: Seçilen antibiyotik bakteriyi etkilemeye başladığı an, bakterinin koruyucu kalkanı olan hücre zarı bozulmaya başlıyor.
Işık Sinyali: Zar bozulunca içeri sızan boya, bakterinin DNA’sına bağlanıyor ve anında parlamaya başlıyor.
Sonuç: Eğer test tüpünden ışık yükseliyorsa, o antibiyotik bakteriyi öldürüyor demektir. Eğer ışık yoksa, bakteri dirençlidir ve o ilaç o hasta için vakit kaybıdır.
Klasik yöntemlerde bakterinin “çoğalmasını” ve gözle görülür bir yoğunluk oluşturmasını beklemek şarttı. Türk bilim insanlarının yöntemi ise çoğalmayı değil, “ölümü” raporluyor. Bu sayede bir gün süren test süreci, enfeksiyonun türüne göre 15 ile 90 dakika arasına iniyor.
Prof. Dr. Tanıl Kocagöz: “Bu yöntemle artık antibiyotik seçimi tahmine dayalı olmaktan çıkıyor. Veriye dayalı, hastaya özel ve kişiselleştirilmiş bir tedavi planı dakikalar içinde oluşturulabiliyor.”
Özellikle bağışıklığı düşük hastalar ve yoğun bakım üniteleri için bu hız, yaşamla ölüm arasındaki çizgiyi belirliyor. Hastane enfeksiyonlarında dirençli mikroorganizmaların yaygınlığı göz önüne alındığında, hedefe yönelik tedavi hem hastane maliyetlerini düşürüyor hem de gereksiz ilaç yükünü ortadan kaldırıyor.
Prof. Dr. Özge Can, bu teknolojinin sadece bir tanı yöntemi olmadığını, aynı zamanda küresel bir halk sağlığı stratejisi olduğunu vurguluyor: “Yanlış antibiyotik kullanımı sadece o hastayı değil, tüm toplumu tehdit eden dirençli süper bakterileri besliyor. Bu testle, her hastaya sadece ihtiyacı olan ilacı vererek bu döngüyü kırıyoruz.”
1. Bu test her türlü bakteri ve enfeksiyon için kullanılabilir mi? Evet, prensip olarak hücre zarı yapısına sahip tüm bakteriyel enfeksiyonlarda kullanılma potansiyeline sahiptir. Özellikle kan yolu enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları ve hastane kaynaklı dirençli vakalarda öncelikli olması beklenmektedir.
2. Test şu an hastanelerde uygulanıyor mu? Laboratuvar çalışmaları ve validasyon süreçleri tamamlanmıştır. Şu an sağlık endüstrisiyle seri üretim ve yaygın kullanım için görüşmeler devam etmektedir. Yakın gelecekte sağlık sisteminin bir parçası olması hedeflenmektedir.
3. “Işık saçan bakteri” hastaya bir zarar verir mi? Hayır. Bu işlem hastanın vücudunda değil, hastadan alınan örnek (kan, idrar vb.) üzerinde laboratuvar ortamında gerçekleştirilir. Hasta, sadece kendisine en uygun ilacın ismini öğrenmiş olur.
4. Antibiyotik direnci neden bu kadar tehlikeli? Çünkü antibiyotikler işe yaramadığında, en basit enfeksiyonlar bile (bir diş iltihabı veya küçük bir kesik) ölümcül hale gelebilir. Ameliyatlar ve kemoterapi gibi tedaviler, antibiyotik koruması olmadan imkansız hale gelir.
5. Bu teknoloji yerli mi? Evet, bu buluş Acıbadem Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi bünyesinde, Türk bilim insanları ve mühendisleri tarafından geliştirilen tamamen yerli ve milli bir biyoteknoloji çözümüdür.
Kaynak: saglikli.org
Sizce modern tıbbın geleceği, hastalıkları genel ilaçlarla tedavi etmekten ziyade, bu tür kişiselleştirilmiş ve veriye dayalı yöntemlere mi evrilecek? Bir enfeksiyon durumunda sonucun 24 saat yerine 15 dakikada çıkması hayatınızda neleri değiştirirdi?
Bağımsız, yeni nesil, tarafsız haber ve haberciliğin en üst noktasında yer alan habergezgini.com ile Türkiye’nin ve dünyanın gündemini takip edebilirsiniz.
Sinema salonlarında bu hafta animasyondan korkuya, dramdan komediye kadar farklı türlerde yapımlar izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.…
İş dünyası, girişimcilik, ekonomi, dijital dönüşüm, üretim, eğitim ve teknoloji başta olmak üzere ekosistemin farklı…
Haber Galerisi’nde Yeni Dönem: 20 Yıllık Deneyim, Yeni Arayüz ve Güçlenen Kadro! Türkiye’nin köklü dijital…
Beslenme konusunda bazen iki uç arasında gidip geliyoruz. Bir tarafta “Her gün aynı şeyi yiyorum,…
Tartıya çıktığınızda ibrenin aşağı indiğini görmek çoğu insan için büyük bir motivasyon kaynağıdır. Hatta kilo…
7 Ağustos Haftasında Vizyona Girecek Filmler Açıklandı: Korkudan Animasyona Zengin Seçki Bu Hafta Sinemalarda Hangi…