Categories: Sağlık

İnfluenzaya Karşı 7 Etkili Korunma Yöntemi

Ani ateş, kuru öksürük ve kas ağrısıyla ortaya çıkabilen influenza, sonbaharla birlikte daha sık görülüyor. Uzmanlar korunma yollarına dikkat çekiyor.

Sonbaharın gelmesiyle birlikte hava sıcaklıklarında yaşanan değişimler, okulların açılması ve insanların kapalı ortamlarda daha uzun süre vakit geçirmesi, influenza başta olmak üzere solunum yolu enfeksiyonlarının yayılması için uygun koşullar oluşturabiliyor. Grip olarak bilinen influenza enfeksiyonu, özellikle risk grubunda bulunan kişiler açısından daha dikkatli olunması gereken hastalıklar arasında yer alıyor.

Acıbadem Maslak Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kristine Koyunseven, influenzanın temel olarak A ve B tipi virüslerin neden olduğu mevsimsel bir enfeksiyon olduğunu belirtiyor. Virüsün genetik yapısında zaman içerisinde meydana gelen değişiklikler, her yıl farklı influenza virüslerinin toplumda dolaşıma girmesine neden olabiliyor. Bu nedenle grip aşılarının da dolaşımdaki virüslerle ilgili küresel veriler doğrultusunda düzenli olarak güncellenmesi gerekiyor.

İnfluenza çoğu zaman aniden başlayan ateş, kuru öksürük ve belirgin kas ağrılarıyla kendisini gösterebiliyor. Boğaz ağrısı, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve bazı kişilerde bulantı gibi belirtiler de tabloya eşlik edebiliyor. Özellikle 65 yaş üzerindeki kişiler, gebeler, kronik hastalığı bulunanlar ve obezitesi olan bireylerde enfeksiyonun daha ağır seyretme riski bulunuyor.

Peki sonbahar ve kış aylarında influenzadan korunmak için nelere dikkat etmek gerekiyor? İşte uzmanların dikkat çektiği 7 önemli önlem…

1. Yıllık grip aşınızı ihmal etmeyin

İnfluenzadan korunma konusunda en önemli adımlardan biri yıllık grip aşısı yaptırmak. Bunun temel nedenlerinden biri, influenza virüsünün zaman içerisinde değişebilmesi. Dolaşımdaki virüslerin özellikleri ve küresel ölçekte elde edilen veriler doğrultusunda grip aşılarının içeriği her yıl yeniden düzenleniyor.

Genel olarak 6 aylık ve daha büyük yaştaki, aşı yapılmasına engel bir sağlık durumu bulunmayan kişilerin yıllık influenza aşısı yaptırması öneriliyor. Özellikle influenza enfeksiyonunun komplikasyonları açısından risk taşıyan kişilerde aşılama daha fazla önem taşıyor.

Grip aşısının ardından bağışıklık yanıtının en yüksek düzeye ulaşması yaklaşık iki haftayı bulabiliyor. Bu nedenle Kuzey Yarımküre’de aşının influenza aktivitesinin artmasından önce, tercihen ekim ayının sonuna kadar yaptırılması öneriliyor. Ancak ekim ayının geçmesi, aşı için fırsatın tamamen kaçırıldığı anlamına gelmiyor. İnfluenza sezonu devam ettiği sürece aşılanmak mümkün olabiliyor.

Aşının koruyuculuğu kişiden kişiye değişebildiği gibi, dolaşımdaki virüslerle aşıda yer alan virüslerin uyumu da koruyuculuk üzerinde etkili olabiliyor. Bununla birlikte aşılama, influenza gelişmesi halinde hastalığın daha ağır seyretmesi, yoğun bakım ihtiyacı ve ölüm gibi ciddi sonuçların riskini azaltmaya yardımcı olabiliyor.

2. Dengeli ve yeterli beslenmeye özen gösterin

Bağışıklık sisteminin sağlıklı şekilde çalışabilmesi için yeterli ve dengeli beslenme önemli bir role sahip. Günlük beslenme düzeninde sebze ve meyvelere, yeterli protein kaynaklarına ve diğer temel besin öğelerine yer verilmesi, vücudun normal savunma mekanizmalarının desteklenmesine katkı sağlayabiliyor.

Sonbahar ve kış aylarında yoğun iş temposu, düzensiz öğünler veya aşırı kısıtlayıcı diyetler nedeniyle beslenme düzeninin bozulmamasına dikkat etmek gerekiyor. Sürekli öğün atlamak ya da kısa sürede kilo verme amacıyla çok düşük kalorili beslenme programları uygulamak yerine sürdürülebilir ve dengeli bir beslenme düzeni tercih edilmeli.

Ancak sağlıklı beslenmenin tek başına influenza enfeksiyonunu önlemediği unutulmamalı. Beslenme, aşılama, el hijyeni, havalandırma ve diğer koruyucu uygulamaların yerine geçmiyor.

3. Uyku düzeninizi koruyun

Yoğun günlük yaşam, stres ve değişen mevsim koşulları uyku düzenini olumsuz etkileyebiliyor. Oysa uyku, vücudun birçok temel işlevinin yanı sıra bağışıklık sisteminin düzenlenmesi açısından da önem taşıyor.

Yeterli ve kaliteli uyku, vücudun enfeksiyonlara karşı doğal savunma mekanizmalarını destekleyebiliyor. Bu nedenle özellikle solunum yolu enfeksiyonlarının daha sık görülebildiği sonbahar ve kış aylarında düzenli uyku alışkanlığının korunması gerekiyor.

Gece geç saatlere kadar uyanık kalmak, sürekli değişen uyku saatleri veya kronik uyku eksikliği yerine mümkün olduğunca düzenli bir uyku programı oluşturmak genel sağlık açısından da fayda sağlayabiliyor.

4. El hijyenini ihmal etmeyin

İnfluenza virüsünün bulaşmasında eller de önemli bir rol oynayabiliyor. Virüsle kirlenmiş yüzeylere temas eden ellerin daha sonra göz, burun veya ağıza götürülmesi, virüsün vücuda taşınmasına neden olabiliyor.

Bu nedenle özellikle öksürme ve hapşırma sonrasında, ortak kullanılan yüzeylere temasın ardından ve yemeklerden önce ellerin temizlenmesine dikkat edilmeli. Eller mümkün olduğunda su ve sabunla yıkanmalı; uygun koşullarda alkol bazlı el antiseptiklerinden de yararlanılmalı.

Ayrıca temiz olmayan ellerle gözlere, buruna ve ağıza dokunma alışkanlığından mümkün olduğunca kaçınmak gerekiyor.

5. Hastalık belirtisi gösteren kişilerle yakın teması azaltın

İnfluenza solunum yoluyla bulaşabilen enfeksiyonlardan biri. Öksürme, hapşırma ve konuşma sırasında çevreye yayılan solunum parçacıkları yakın çevrede bulunan kişilerin maruziyetini artırabiliyor.

Bu nedenle grip belirtileri bulunan kişilerle yakın teması mümkün olduğunca azaltmak önemli. Hastalık belirtileri gösteren kişilerin de mümkün olduğunca dinlenmesi ve özellikle çevresindeki kişilere bulaştırma riskini azaltacak önlemler alması gerekiyor.

Bu konu özellikle ev, okul, ofis, toplu taşıma ve diğer kapalı alanlarda daha fazla önem kazanıyor. Kalabalık ortamlarda yakın temasın azaltılması, bulaş riskinin düşürülmesine katkı sağlayabiliyor.

6. Kapalı ortamları düzenli olarak havalandırın

Sonbahar ve kış aylarında pencerelerin daha az açılması, insanların uzun süre kapalı alanlarda bulunmasına neden olabiliyor. Ancak yetersiz havalandırılan kalabalık ortamlarda solunum yolu enfeksiyonlarının bulaşma ihtimali artabiliyor.

Ev, iş yeri, sınıf ve benzeri kapalı alanların düzenli olarak havalandırılması, ortam havasındaki solunum parçacıklarının yoğunluğunun azaltılmasına yardımcı olabilir.

Özellikle aynı ortamda çok sayıda kişinin bulunduğu yerlerde temiz hava girişinin sağlanması, influenza gibi solunum yolu enfeksiyonlarına karşı alınabilecek basit ama etkili önlemler arasında bulunuyor.

7. Gerektiğinde maske kullanın

Maske kullanımı da solunum yolu enfeksiyonlarının yayılmasını azaltmaya yardımcı olabilecek önlemler arasında yer alıyor. Öksürme, hapşırma ve konuşma sırasında çevreye yayılan solunum parçacıklarının miktarını azaltmaya yardımcı olan maskeler, hem enfeksiyonu taşıyan kişinin çevresine bulaştırma riskini hem de diğer kişilerin maruziyetini azaltabiliyor.

Maskenin etkili olabilmesi için ağız ve burnu tamamen kapatacak şekilde doğru kullanılması gerekiyor.

Özellikle hastalık belirtilerinin bulunduğu dönemlerde veya solunum yolu enfeksiyonlarının yoğun olduğu kapalı ve kalabalık ortamlarda maske kullanımı değerlendirilebilir. Bununla birlikte maske tek başına yeterli bir korunma yöntemi olarak görülmemeli; aşılama, el hijyeni, havalandırma ve hasta kişilerle yakın temastan kaçınma gibi diğer önlemlerle birlikte düşünülmeli.

Belirtiler başladıysa ilk 48 saate dikkat

İnfluenza açısından yalnızca hastalıktan korunmak değil, belirtiler ortaya çıktığında zamanında değerlendirme yapılması da önem taşıyor.

Acıbadem Maslak Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kristine Koyunseven, influenza tedavisinde antiviral ilaçların hastalık süresinin kısaltılmasına ve özellikle risk grubunda bulunan kişilerde komplikasyonların azaltılmasına katkı sağlayabileceğini belirtiyor.

Antiviral tedaviden en yüksek faydanın sağlanabilmesi için ilaçların belirtilerin başlamasından sonraki ilk 48 saat içerisinde başlanması önem taşıyor. Bununla birlikte hastalığın ağır seyrettiği veya hastaneye yatış gerektiren durumlarda 48 saat geçmiş olsa bile doktor değerlendirmesiyle antiviral tedavi gündeme gelebiliyor.

Bu nedenle ani ateş, belirgin kas ağrısı, kuru öksürük ve diğer grip belirtileri ortaya çıktığında özellikle risk grubundaki kişilerin sağlık kuruluşuna başvurarak değerlendirilmesi önem taşıyor. Antiviral ilaçların gerekip gerekmediğine ise kişinin genel durumu, risk faktörleri ve hastalığın seyri değerlendirilerek hekim tarafından karar verilmesi gerekiyor.

İnfluenza kimler için daha fazla risk taşıyor?

İnfluenza her yaş grubunda görülebilse de bazı kişilerde komplikasyon gelişme riski daha yüksek olabiliyor. Özellikle 65 yaş üzerindeki bireyler, gebeler, kronik hastalığı bulunanlar ve obezitesi olan kişiler daha yakından takip edilmesi gereken gruplar arasında bulunuyor.

Bu kişilerde grip belirtilerinin ortaya çıkması halinde hastalığın seyrinin yakından izlenmesi ve gerektiğinde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması önem taşıyor.

Grip ile soğuk algınlığı aynı şey mi?

Grip ve soğuk algınlığı birbirinden farklı viral enfeksiyonlardır. Her ikisinde de burun akıntısı, öksürük ve boğaz yakınmaları görülebilse de influenza çoğu zaman daha ani başlayan ateş, belirgin kas ağrısı, baş ağrısı ve halsizlikle seyredebilir.

Ancak yalnızca belirtilere bakarak kesin tanı koymak her zaman mümkün değildir. Özellikle ağır belirtiler veya risk faktörleri söz konusu olduğunda hekim değerlendirmesi gerekir.

İnfluenza için antibiyotik kullanılır mı?

İnfluenza bir virüs kaynaklı enfeksiyondur. Antibiyotikler ise bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde kullanılır. Bu nedenle grip nedeniyle gelişen viral enfeksiyonda antibiyotiklerin rutin olarak kullanılması beklenmez.

Ancak influenza sırasında veya sonrasında bakteriyel bir enfeksiyon gelişmesi halinde doktor tarafından antibiyotik tedavisi gerekli görülebilir. Bu nedenle antibiyotik kullanımına kendi kendine başlanmamalıdır.

Grip aşısı her yıl neden yenileniyor?

İnfluenza virüslerinin genetik yapısında zaman içerisinde değişiklikler meydana gelebiliyor. Bu nedenle toplumda dolaşan influenza virüsleri yıldan yıla farklılık gösterebiliyor. Grip aşılarının içeriğinin her yıl güncellenmesinin temel nedenlerinden biri de bu değişkenlik.

Aşı uygulamasıyla ilgili en uygun zaman ve aşının kişinin sağlık durumuna uygun olup olmadığı konusunda hekim veya sağlık kuruluşundan bilgi alınabilir.

Belirtiler 48 saati geçtiyse tedavi için geç mi kalınmış olur?

Hayır. Antiviral tedavinin belirtilerin başlamasından sonraki ilk 48 saat içinde başlanması en yüksek faydanın sağlanması açısından önem taşıyor. Ancak ağır seyreden veya hastaneye yatış gerektiren durumlarda 48 saat geçmiş olsa bile hekim tarafından antiviral tedavi değerlendirmesi yapılabiliyor.

Özellikle risk grubunda bulunan kişilerin belirtileri önemsemeyerek tedaviyi geciktirmemesi gerekiyor.

İnfluenzadan korunmak için sadece maske takmak yeterli mi?

Maske, bulaş riskini azaltmaya yardımcı olan önlemlerden biri. Ancak tek başına yeterli bir korunma yöntemi olarak değerlendirilmemeli. Aşılama, el hijyeni, kapalı ortamların havalandırılması, hasta kişilerle yakın temasın azaltılması ve genel sağlık alışkanlıklarına dikkat edilmesi birlikte uygulanmalı.

Sonbaharda gribe karşı günlük yaşamda nelere dikkat edilmeli?

Sonbaharla birlikte grip vakalarının artabileceği dönemlerde kişisel hijyene dikkat etmek, düzenli uyumak, dengeli beslenmek, kapalı ortamları havalandırmak ve gerektiğinde maske kullanmak alınabilecek temel önlemler arasında bulunuyor.

Özellikle risk grubunda yer alan kişilerin yıllık influenza aşısı konusunda sağlık profesyonellerinden bilgi alması ve belirtiler ortaya çıktığında gecikmeden değerlendirilmesi önem taşıyor.

Ani başlayan ateş, kuru öksürük, kas ağrısı ve belirgin halsizlik gibi şikayetler ortaya çıktığında özellikle risk grubundaki kişilerin sağlık kuruluşuna başvurması; antiviral ilaçlar dahil tedavi seçeneklerinin hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.

Kaynak: Bihaber.TR

Recent Posts

Lokasyon Tv’nin İkinci Bölümüne Uzman Psikolog Serap Yürümez Konuk Oldu!

İş dünyasının yeni nesil entelektüel rotası ve dijital ekosistemin ortak koordinatı olarak konumlanan Lokasyon Tv’nin…

4 gün ago

Girişimciler İçin Rehber: Girişimcilerin Büyük Hataları (HEDİYE KİTAP)

Girişimcilik; yalnızca yeni bir fikir ortaya koymak, bir iş kurmak ya da büyümekten ibaret değil.…

7 gün ago

Lokasyon Tv’nin Spotify Kanalı Açıldı!

İş ve girişimcilik dünyasının yeni nesil medya platformu Lokasyon TV’nin Spotify kanalı açıldı! Yayın ağını…

1 hafta ago

Lokasyon Tv’nin Birinci Bölümüne Medyafors Yönetim Kurulu Başkanı Özhan Erem Konuk Oldu!

İş dünyasının yeni nesil entelektüel rotası ve dijital ekosistemin ortak koordinatı olarak konumlanan Lokasyon Tv’nin…

1 hafta ago

Yağ Yakımı Antrenmandan Sonra mı Başlar? Vücudumuz Enerjiyi Gerçekte Nereden Kullanıyor?

“Antrenmanın ilk 20 dakikasında yağ yakılmaz.” “Yağ yakımı için mutlaka aç karnına spor yapmak gerekir.”…

1 hafta ago

Yemeğin Kendisi mi Önemli, Yoksa Yemeğin Yapısı mı?

Bir elma düşünün. Kabuğuyla birlikte ısırarak yiyorsunuz. Bir başka gün aynı elmayı blenderdan geçirip püre…

2 hafta ago