Değişen yaşam koşullarına paralel olarak çalışma şekilleri de değişimden payını alıyor. Dünya genelinde özellikle Covid-19 süreci ile uzaktan çalışmanın birçok sektörde zorunlu olarak uygulanması, çalışma yaşamında yeni çalışma biçimlerini gündeme getiriyor. Şimdi dünyada şu sorunun yanıtı aranıyor: Haftada beş gün yerine dört gün çalışarak aynı maaşı almak mümkün olabilir mi? Uzmanlar, bir ‘esnek çalışma’ yöntemi olan ‘sıkıştırılmış iş haftaları’ düzenlemesinin birçok ülkede uygulandığına dikkat çekiyor. Bu yöntemde örneğin haftalık 5 gün olan çalışma programı, beş günden daha az zamana sıkıştırılıyor. Örneğin günlük 8 saatlik çalışma yerine günde 10 saat ve haftada 4 gün olarak düzenleme yapılıyor. Uzmanlar bu yöntemin verimliği ve iş kalitesini artırdığını vurguluyor.
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklam Tasarımı ve İletişimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Dinçer Atlı, özellikle Covid-19 süreciyle birlikte uzaktan çalışmanın birçok sektörde zorunlu olarak uygulanmasının çalışma yaşamında yeni çalışma biçimlerinin tekrar gündeme gelmesine neden olduğuna dikkat çekti.
Çalışma, mutluluk kaynağı olamaz mı?
Doç. Dr. Dinçer Atlı, çalışma eyleminin tarih boyunca zahmet, meşakkat gibi anlamlar taşıdığını belirterek şunları söyledi:
“Eski Yunan’da çalışma anlamında kullanılan ‘ponos’ sözcüğü ‘sıkıntı verici görev duygusu’ anlamına geliyordu. Latince’deki ‘poena’ sözcüğü de benzer bir anlama sahip olarak dert, keder acı anlamı taşır. Göktürkçe’de ise emek sözcüğü ‘emge’ sözcüğünden geliyor ve zahmet, eziyet acı anlamına geliyor. Peki emek ve çalışma zahmet ve sıkıntı ile eşdeğer olmak zorunda mı? Çalışmak mutluluk kaynağı olamaz mı? Bu bağlamda, Sigmund Freud ‘Mutluluk nedir?’ sorusuna ‘Sevmek ve çalışmaktır’ yanıtını veriyor. Karl Marx ise yabancılaşma olmadığı sürece çalışma eylemini doğal bir eylem olarak keyif ve mutluluk kaynağı olarak görür. Çalışma sürelerinin kısaltılması konuşulurken Bertrand Russell’a değinmeden geçmek olmaz. Russell, 1935 yılında yayınladığı "Aylaklığa Övgü" adlı denemesinde modern teknolojiler sayesinde uygarlığa zarar vermeksizin boş vakti insanlar arasında pay etmenin mümkün olduğunu söylüyor. Russell, bu konuda oldukça cüretkârdır ve çalışma saatlerinin günde 4 saate indirilmesini ve geri kalan zamanı insanların kendileri için harcamalarını önerir.”
Covid-19 süreci yeni çalışma biçimlerini getirdi
Günümüzde Russell’ın önerdiği kadar ütopik olmasa da ücret kesintisi olmadan çalışma sürelerinin kısaltılması ile ilgili bazı ülkelerde tartışma ve uygulamalar başladığını kaydeden Doç. Dr. Dinçer Atlı, dünyada Covid-19 süreci ile birlikte uzaktan çalışmanın birçok sektörde zorunlu olarak uygulanmasının, çalışma yaşamında yeni çalışma biçimlerinin tekrar gündeme gelmesine neden olduğunu kaydetti.
Dört günlük çalışma düzeni gündeme geldi
Doç. Dr. Dinçer Atlı, “Özellikle İzlanda, Japonya, Yeni Zelanda, Almanya, Finlandiya, İspanya ve İngiltere gibi ülkelerde ücret kesintisi olmadan azaltılmış çalışma saatlerinin ya da diğer deyişle haftada dört günlük çalışma düzeni konusunda sendikalar, sivil toplum örgütleri ve bazı politikacıların başlattığı tartışmalar gündemde yer tutmaya başladı.” dedi.
Çalışma saati düştü, verimlilik arttı
Bu bağlamda ilginç gelişmelerden birinin 2015-2019 yılları arasından İzlanda’da yaşandığını kaydeden Doç. Dr. Dinçer Atlı, “İzlanda'da 2015 yılında BSRB- Devlet ve Belediye Çalışanları Federasyonu (BSRB), Reykjavík Belediyesi ve merkezi hükümet tarafından gerçekleştirilen dünyanın en büyük çalışma deneyinde 2 bin 500 işçi ile pilot bir çalışma yapıldı. Ardından 2017 yılında BSRB ile hükümet arasında 440 çalışanın katıldığı ikinci deney yapıldı. İzlanda'daki Sürdürülebilirlik ve Demokrasi Derneği (Alda) ve İngiltere’deki Autonomy Derneği’nin ortak analizine göre; ülke nüfusunun yüzde 1'ine karşılık gelen bu deneylerin sonucunda ücretlerde azalma olmadan çalışma saatleri haftada 40 saat yerine 35-36 saate düşürüldüğünde verimlilik ya aynı kaldı ya da arttı. Bunun yanında deneye katılanlarda stres ve tükenmişlik hissi azaldı, sağlık ve iş-yaşam dengesinde önemli ölçüde iyileşme yarattığı görüldü.” diye konuştu.
İzlanda’da hayata geçiriliyor
Yapılan bu denemelerin, İzlanda’daki sendikaları işçilerin çalışma modellerini işverenlerle yeniden görüşmeye yönelttiğini ifade eden Doç. Dr. Dinçer Atlı, “2019-2021 döneminde çalışanlar sendikaları aracılığıyla iş sözleşmelerine azaltılmış çalışma saatlerini ekletmeyi başardılar. Aynı ücrete bir gün daha az çalışma modeli 2021 Haziran ayı itibarıyla İzlanda’daki çalışanlar 86'sı için uygulanan ya da çok yakın gelecekte uygulanacak bir düzenleme olarak hayat buluyor. İzlanda'da ilerleyen tarihlerde haftada dört gün çalışma modelinin kalıcı olması ve tüm iş kollarına yayılması öngörülüyor.” dedi.
İzlanda’daki uygulama ilham verebilir
Doç. Dr. Dinçer Atlı, sözlerine şöyle devam etti: “İzlanda’da kamu kesiminde başlayan ve özel sektörde de uygulama alanı bulan ücret kesintisi olmadan azaltılmış çalışma saatleri, günümüzde dünyanın diğer ülkelerinden çalışanlar ve işverenler için de ilham kaynağı. Bu bağlamda sendika ve sivil toplum örgütlerinin tartışmaya açtığı bu çalışma düzenlemesi dünyada henüz yaygın uygulama alanı bulamasa da Japonya, Yeni Zelanda, Almanya, Finlandiya, İspanya ve İngiltere gibi ülkelerde tartışılıyor.”
Bir esnek çalışma yöntemi: Sıkıştırılmış iş haftaları düzenlemesi
Bu konuya yakın bir uygulama olarak sıkıştırılmış iş haftaları düzenlemesine değinen Doç. Dr. Dinçer Atlı, “Bir ‘esnek çalışma’ yöntemi olan ‘sıkıştırılmış iş haftaları’ düzenlemesi ise insan kaynakları uygulamalarında yer alan bir yöntem. Bu yöntemde örneğin haftalık 5 gün olan çalışma programı beş günden daha az zamana sıkıştırılıyor. Örneğin günlük 8 saatlik çalışma yerine günde 10 saat ve haftada 4 gün olarak düzenleme yapılıyor. ABD, Yeni Zelanda, Avustralya, İngiltere, Almanya gibi ülkelerde uygulama alanı bulan bu düzenlemelerde genellikle İzlanda örneğindeki gibi toplam çalışma süresi azaltılmıyor çalışma süreleri belirli günlere sıkıştırılıyor.” diye konuştu.
Bu yöntemler verimi artırıyor
Doç. Dr. Dinçer Atlı, bu çalışma yöntemlerinin iş yerindeki verimi düşürmediğini, hatta artırdığını belirterek çalışanların üretkenliğine ve iyi oluş haline katkı sunan İzlanda örneği tarzı uygulamaların ya da yerine göre bir ‘esnek çalışma’ yöntemi olan ‘sıkıştırılmış iş haftaları’ düzenlemesi gibi uygulamaların önümüzdeki süreçte daha çok tartışılacağını söyledi.
Verimlilik ve iş kalitesi artıyor
Bu uygulamaların dünyanın çeşitli ülkelerinde daha fazla oranda uygulama alanı bulacağını kaydeden Doç. Dr. Dinçer Atlı, “Zira araştırmalar da gösteriyor ki çalışanlar iş yoğunluğu ve iş stresinden uzaklaşır ve işverenleri ile gönül bağı içerisinde olurlarsa hem verimlilik hem de iş kalitesi artıyor. Verimlilik ve iş kalitesinin artması işverenler için karlılık anlamına geldiği için de hem çalışan hem işveren hem de müşteriler açısından bir kazan kazan durumu oluşturuyor.” dedi.
Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı
Bağımsız, yeni nesil, tarafsız haber ve haberciliğin en üst noktasında yer alan habergezgini.com ile Türkiye’nin ve dünyanın gündemini takip edebilirsiniz.
Karayipler’den Dünyaya Açılan Kapı: Saint Kitts & Nevis ile Doğrudan Vatandaşlık Dönemi Günümüzde jeopolitik belirsizlikler,…
İnternet dünyası, 2026 yılı itibarıyla tarihin en büyük bilgi yığınına ev sahipliği yapıyor. Ancak ironik…
Sofradaki Gizli Tehlike: Fazla Tuz Mide Kanseri Riskini Nasıl Tetikliyor? Yemeklerimize lezzet katan tuz, dozajı…
Tek çeyrekte 300 milyar dolar. Bunu bir daha okuyun. 2026'nın ilk üç ayında küresel girişim…
İç Anadolu’nun kadim kenti, Karamanoğlu Mehmet Bey’in diyarı Karaman’da yeni bir yuvaya taşınmak, bölgenin iklimsel…
Kemer’in Toprak Kortlarında Rus Fırtınası: Dünya Yıldızları Roland Garros Öncesi Antalya’da! Antalya, sadece deniz ve…