Çocuklarda Hormon Bozucu Maddeler ve Paketli Gıdalar
Sevgili okurlar,
Çocuklarımız büyüyor. Boyları uzuyor, kemikleri güçleniyor, kas kütleleri artıyor, hormon sistemleri her gün yeniden şekilleniyor. Çocukluk dönemi, biyolojik olarak son derece hassas ve dinamik bir süreçtir. Bu dönemde vücut yalnızca kaloriye değil; dengeli bir hormonal ortama da ihtiyaç duyar.
Ancak modern beslenme düzeninde sık karşılaştığımız bir konu var: paketli gıdalar ve bu gıdalarla birlikte maruz kalınan bazı kimyasallar.
Bugün sizinle konuşmak istediğim konu şu:
Paketli gıdalarda bulunabilen hormon bozucu maddeler çocukların gelişimini nasıl etkileyebilir?
Bu yazıda endokrin sistemi sade bir dille anlatacak, büyüme hormonu dahil olmak üzere temel hormonlardan bahsedecek ve bilimsel çalışmaların bize ne söylediğini değerlendireceğiz.
Hormonlar, vücudun haberci molekülleridir. Bir bezden salgılanır, kan yoluyla hedef organa ulaşır ve belirli bir mesaj iletir.
Çocukluk döneminde özellikle şu hormonlar kritik rol oynar:
Bu hormonların dengeli çalışması; sağlıklı büyüme, metabolizma, kemik gelişimi, ergenlik zamanlaması ve vücut kompozisyonu için gereklidir.
Endokrin sistem çok hassas bir dengeyle çalışır. İşte bu noktada “endokrin bozucu maddeler” devreye girer.
Endokrin bozucular; vücuttaki doğal hormonların üretimini, taşınmasını, bağlanmasını veya etkisini değiştirebilen kimyasallardır.
Bazıları hormon gibi davranabilir.
Bazıları hormon reseptörlerine bağlanarak doğal hormonun etkisini engelleyebilir.
Bazıları hormon üretimini artırabilir ya da azaltabilir.
Bu maddelere çevresel kimyasallar arasında sık rastlanır. Paketli gıdalar bağlamında en çok konuşulanlar şunlardır:
Burada önemli olan nokta şu: Etki genellikle akut değil, düşük dozda ama uzun süreli maruziyetle ortaya çıkar.
Paketli gıdalar iki açıdan değerlendirilebilir:
Özellikle plastik ambalajlı ürünler, yüksek sıcaklığa maruz kaldığında bazı kimyasalların gıdaya geçişi artabilir.
Yapılan bazı çalışmalarda, sık paketli gıda tüketen çocukların idrar örneklerinde belirli endokrin bozucu metabolitlerin daha yüksek bulunduğu gösterilmiştir.
Bu doğrudan hastalık demek değildir. Ancak biyolojik bir maruziyet göstergesidir.
Büyüme hormonu (GH), hipofiz bezinden salgılanır ve özellikle çocukluk döneminde boy uzaması ve kas gelişimi için kritik rol oynar.
Büyüme hormonu, karaciğerde IGF-1 adlı başka bir büyüme faktörünü aktive eder. Bu sistem kemik plaklarında uzamayı destekler.
Endokrin bozucu maddelerin bazıları bu ekseni dolaylı olarak etkileyebilir.
Örneğin:
Bazı çalışmalar, çevresel kimyasallara yüksek maruziyet ile erken puberte arasında ilişki olabileceğini göstermektedir. Erken puberte ise büyüme plaklarının daha erken kapanmasına neden olabilir ve nihai boy uzunluğunu etkileyebilir.
Burada net bir sebep-sonuç ilişkisi kurmak bilimsel olarak temkin gerektirir. Ancak ilişki araştırılmaktadır ve literatürde tartışılmaktadır.
İnsülin, kan şekerini düzenleyen temel hormondur.
Ultra işlenmiş ve yüksek şekerli paketli gıdaların sık tüketimi:
Bazı araştırmalar, belirli endokrin bozucu maddelerin de insülin sinyal yolaklarını etkileyebileceğini öne sürmektedir.
Bu durum uzun vadede metabolik sendrom riskini artırabilir.
Tiroid hormonları, beyin gelişimi ve metabolizma için son derece önemlidir.
Özellikle erken çocukluk döneminde tiroid hormon dengesindeki bozulmalar bilişsel gelişimi etkileyebilir.
Bazı çevresel kimyasalların tiroid hormon reseptörleriyle etkileşime girebildiğini gösteren deneysel çalışmalar mevcuttur.
Bu nedenle çocukluk döneminde maruziyet konusu daha hassas değerlendirilir.
Son yıllarda erken ergenlik vakalarında artış gözlemlenmektedir. Bu artışın nedenleri multifaktöryeldir:
Bazı çalışmalar, belirli kimyasallara maruziyet ile östrojenik aktivite arasında ilişki göstermiştir.
Ancak tekrar vurgulamak gerekir: Bu alan hâlâ araştırma aşamasındadır ve tek bir faktöre indirgenemez.
Paketli gıdalar yalnızca kimyasal maruziyet değil; aynı zamanda düzensiz beslenme alışkanlığı da yaratabilir.
Düzensiz öğün, yüksek şeker dalgalanmaları ve uyku bozukluğu kortizol düzeylerini etkileyebilir.
Kortizol artışı ise iştah düzenini bozabilir.
Yani mesele yalnızca kimyasal değil; yaşam tarzıdır.
Burada panik yapmak yerine bilinçli olmak gerekir.
Tamamen sıfır maruziyet mümkün değildir. Ancak azaltmak mümkündür.
Öneriler:
En önemlisi: çeşitlilik.
Beslenmede çeşitlilik, tek bir kaynağa aşırı maruziyeti azaltır.
Ebeveynler çoğu zaman iki uç arasında kalıyor:
Ya tamamen yasakçı olmak
Ya da “Her şeyden biraz” yaklaşımını kontrolsüz uygulamak
Oysa bilimsel yaklaşım dengedir.
Bir diyetisyen:
Her paketli gıda “tehlike” değildir.
Her doğal ürün “mükemmel” değildir.
Mesele sürdürülebilir bir denge kurmaktır.
Çocuklarımızın bedenleri gelişiyor. Hormon sistemleri şekilleniyor. Bu süreçte çevresel faktörlerin rolünü göz ardı edemeyiz.
Ancak korku ile değil, bilgi ile hareket etmeliyiz.
Paketli gıdalar hayatımızın bir gerçeği. Ama tek seçenek değil.
Sağlıklı büyüme yalnızca kalori hesabı değildir.
Hormonal denge, metabolik sağlık ve çevresel bilinç de işin parçasıdır.
Unutmayalım:
Koruyucu beslenme, yasakla değil; farkındalıkla başlar.
Dyt. Melina Ezgi Tosun
Kaynak: Bihaber.TR köşe yazarı Melina Ezgi Tosun
Bağımsız, yeni nesil, tarafsız haber ve haberciliğin en üst noktasında yer alan habergezgini.com ile Türkiye’nin ve dünyanın gündemini takip edebilirsiniz.
Sevgili okurlar, Birçok ebeveynin ortak cümlesini klinikte sık duyuyorum: “Hiçbir şey yemiyor.” “Sebzeye…
Sevgili okurlar, Çocukluk dönemi, yalnızca büyümenin değil; alışkanlıkların, tat tercihlerinin ve beslenme davranışının temellerinin…
Oyunun kuralları yeniden yazılıyor ve bu dönüşümün kalbi 24 Şubat’ta İstanbul Üniversitesi Cemil Bilsel Konferans…
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Kulübü organizasyonuyla hazırlanan ve Branding Türkiye Kurucusu Mürsel Ferhat…
Türkiye’nin en etkili teknoloji zirvelerinden biri olan IT Forum CxO, 8. yılında kapılarını açmaya hazırlanıyor!…
Tatil planı yaparken kalabalıktan uzak, doğayla iç içe ve sakin bir ortam arayanlar için Muğla…